YENİ ANAYASA VE TÜRKİYE' NİN GELECEĞİ KONULU PANEL İCRA EDİLDİ

Explanation: İstanbul Aydın Üniversitesi (İAU) Ulusal Güvenlik ve Strateji Merkezi (USAM) tarafından düzenlenen;Yeni Anayasa ve Türkiye' nin Geleceği; konulu panel 12 Aralık 2012 Çarşamba günü 14.30-17.00 saatleri arasında İAU Florya Yerleşkesi Mavi Salonu'nda icra edildi. Yoğun ilgi gören ve USAM Müdürü Doç.Dr.Sait YILMAZ' ın moderatörlüğünü yaptığı panele konuşmacı olarak Eskişehir Milletvekili Prof.Dr. Süheyl BATUM, İstanbul Barosu Başkanı Doç.Dr. Ümit KOCASAKAL ve İAU Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Enver BOZKURT konuşmacı olarak katıldılar. Panelin konuşma ve soru-cevap bölümünde konuşmacılar tarafından ifade edilen hususların bazıları özet olarak aşağıda yer almaktadır.
Categorie: GÜNCEL
Adding Date: 14.12.2012
Date Valid: 19.11.2017, 03:59
Site: İAÜ - USAM
URL: http://usam.aydin.edu.trhaber_detay.asp?haberID=609


İstanbul Aydın Üniversitesi (İAU) Ulusal Güvenlik ve Strateji Merkezi (USAM) tarafından düzenlenen “Yeni Anayasa ve Türkiye’nin Geleceği” konulu panel 12 Aralık 2012 Çarşamba günü 14.30-17.00 saatleri arasında İAU Florya Yerleşkesi Mavi Salon’da icra edildi. Yoğun ilgi gören ve USAM Müdürü Doç.Dr.Sait YILMAZ’ın moderatörlüğünü yaptığı panele konuşmacı olarak Eskişehir Milletvekili Prof.Dr. Süheyl BATUM, İstanbul Barosu Başkanı Doç.Dr. Ümit KOCASAKAL ve İAU Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Enver BOZKURT konuşmacı olarak katıldılar. Panelin konuşma ve soru-cevap bölümünde konuşmacılar tarafından ifade edilen hususların bazıları özet olarak aşağıda yer almaktadır.

Prof.Dr.Süheyl BATUM, son dönemde hukuk sistemi ile ilgili tartışmalarda olduğu gibi yeni anayasa ile kapsamındaki çalışmaların da bilimsel gerçeklerden uzak bir şekilde yapıldığını, ortaya bilim adamı ya da gazeteci gibi çeşitli kisveler altında çıkan kişilerin evrensel değerler diye laiklik başta olmak üzere, Cumhuriyet değerleri üzerinde afaki ve yanlış şekilde yönlendirme yaptıklarını söyledi. Ana dilde savunma hakkının, ana dilini konuşamayan insanların savunma hakkını korumak için tercüman aracılığı ile savunma yapması olduğunu ifade eden BATUM, getirilmeye çalışılan düzenlemenin ise Türkçe bilse bile başka bir dilde savunma hakkı getirdiğini ifade etti. BATUM, 1993 yılında AİHM’in Mehdi Zana davasındaki kararında, belediye başkanı olmuş bir kişinin ana dili bilmemesinin kabul edilmediğini açıkladı. Kısaca, ana dilde savunma değil, savunma hakkı vardır, o da Türkçe bilmeyen kişiler içindir. BATUM, yeni anayasanın öncelikle kişi haklarını güvence altına alması gerektiğini, bunun ise bugün olduğu gibi slogan şeklinde kalmaması gerektiğini açıkladı.  Memurların statüsü ile ilgili düzenlemelerden sonra Türkiye’de artık kimsenin güvencesinin kalmadığını söyleyen BATUM, yeni anayasada sendikal haklar, TBMM’de eşit temsil (ülke barajının kalkması) ve basın güvenliği konularına öncelik verdiğini ifade etti.

Prof.Dr.Enver BOZKURT ise yeni anayasa ile ilgili çalışmaların bir sonuca ulaşacağını inanmadığını ifade etti. Türkiye’ye getirilmek istenen başkanlık sisteminin federal bir devletin yapısı için uygun olduğunu ve bunu başarı ile uygulayan tek ülkenin de ABD olduğunu söyleyen BOZKURT, Türkiye’de Cumhurbaşkanı ve Başbakanın ahenk içinde çalışmasını öngören hukuki düzenlemelerin yeterli olduğunu, başkanlık sisteminin Türkiye’yi diktatörlüğe götürebileceğini açıkladı. Yeni anayasada öne çıkması gereken konunun “insan onuru” olmasını savunan, bunun yargı bağımsızlığı gibi kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini söyleyen BOZKURT, savunma hakkının yok edildiği bir ülkede yargı bağımsızlığı da olamayacağını ifade etti. BOZKURT, Anayasa’nın 38. Md. son fıkrasında yer alan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) kararlarının saklı olduğu ile ilgili ifadenin, UCM anlaşmasına taraf olmadığımız için kaldırılması gerektiğini söyledi. Bugün anti-demokratik bulunan ve değiştirilmeye çalışılan 2547 sayılı YÖK Kanunu’nu ileride mumla arayacağımızı, yeni kanun ile merkezi haline getirilen sistemde siyasi mekanizmanın istediği gibi tüm kararlara müdahil olacağını ifade etti. 

            Doç.Dr.Ümit KOCASAKAL ise konuşmasına büyük fotoğraftan bakıldığında Türkiye’nin şu anda işgal altında bir ülke olduğunu, algılama yöntemi ile bütün değerleri, toplumsal bellek ve reflekslerinin yok edildiğini söyleyerek başladı. Türkiye’de “milli irade böyle istedi” diye yalan söylendiğini, “milli irade” diye bir şey olmadığını ama “milli egemenlik” olduğunu söyleyen KOCASAKAL; egemenliğin ise Meclis’e değil kayıtsız şartsız millet’e ait olduğunu, egemenliğin anayasa ile tarif edilen kurumlar aracılığı ile yürütüldüğünü, bunlardan birinin de “yargı” olduğunu söyledi. Yargının yıpratılarak bugünlere gelindiğini, Danıştay Başkanı’nın “iktidar ile uyum içinde çalışacağız” açıklamasının Türkiye’de hukukun iflası olduğunu, çünkü yargının görevinin yürütmenin hatalarını bulmak yani uyumsuzlukları açığa çıkarmak olduğunu ifade etti. Yeni anayasa konusunda halkın bir talebi olmadığını, buna ihtiyaç da olmadığını söyleyen KOCASAKAL; yeni anayasanın emperyalist güçler tarafından yeni Ortadoğu için Türkiye’ye dayatılmaya çalışıldığını açıkladı. 1982 Anayasası’nın bugüne kadar zaten 116 maddesinin yani üçte ikisinin değiştirildiğini söyleyen KOCASAKAL, yeni anayasanın Türkiye’de karşı-devrim amacı ile getirilmek istendiğini, amacın ideolojik bir anayasa olmasın bahanesi ile Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet değerlerinin tasfiyesi olduğunu açıkladı.

 

            Soru-cevap bölümünde ise BATUM, Türkiye’nin en büyük sorununu aydınlarının “yarım aydın” olması şeklinde açıkladı. BATUM’a göre getirilmek istenen başkanlık sisteminin sadece adının böyle konulduğunu; başkanın partili olması, genel seçimlerle aynı gün seçilmesinin öngörüldüğünü, bakanları seçme ve beğenmediğinde Meclis’i feshetme yetkisi verilerek padişahlık rejiminin geri getirileceğini açıkladı. KOCASAKAL ise Türk kavramının bir ırk değil, birlikte yaşama olgusu olduğunu söyledikten sonra bundan sonra “Türk kahvesi” yerine “Türkiyeli kahvesi” mi diyeceğiz, dedi. KOCASAKAL, teröristlerle müzakere yapan MİT mensuplarının Ceza Kanunu'nun 302. Md.ne göre, Özgür Suriye Ordusu’nu kurup-destekleyen hükümetin ise Ceza Kanunu'nun 306. Md.ne göre suç işlediğini söyledi. BOZKURT, YÖK’ün 12 Eylül 1980 yönetimince yüksek öğretimde koordinasyon amaçlı kurulduğunu, YÖK yerine kurulacak Türkiye Yüksek Öğretim Kurumu’nun merkezden yönetmek amaçlı olduğunu ifade etti. BOZKURT, yeni anayasanın öncelikle özgürlükçü, özerk (üniversiteler açısından) ve halkı öne çıkaran (kişiler açısından) karakterde olması gerektiğini söyledi.